Ankara Moskova oldu…

8 Mar

Uzun süredir Ankara’da böylesine yağan bir kar görmedim doğrusu… Hiç aralıksız, rüzgarla karışık tipi halinde yağıyor. Dışarısı bembeyaz ve çok güzel. Aynı zamanda hiç de trafik yok 🙂 Evin önünden geçmeye kalkışan arabalar da kaya kaya geri indiler… Sokak lambalarının ucunda buz sarkıtları oluştu…

 

 

8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun…

8 Mar

 

Moskova’da olsak okullar, iş yerleri tatil olmuş, sokaklarda ellerinde çiçekler,çikolatalar ve elbette hediye paketleri ile dolaşan erkekler olurdu. Güzel restoranlarda yer bulunmaz, bulunanlarda da fiyatlar bir misli fazla olurdu.

 

Ancak, unutulan şu ki, bu bayram emekçi kadınların bileklerinin hakkıyla kazandıkları bir gün. Öncelikle tüm annelerin 8 Mart’ını kutluyorum. En büyük emekçiler onlar çünkü. Dünyaya yeni bir canlı getirmek ve bu dünya koşullarında onu hayatta, ayakta, maddi-manevi zorluklar içinde başarılı bireyler haline getirebilmek ayakta alkışlanacak en büyük emek…

 

Bir de geleceğin kadınlarını kutlamak istiyorum, kızım başta olmak üzere. Henüz emek vermesi gereken sorumlulukları derslerinin ötesine geçmemiş olsa da günümüzde dersanelerin camlarında alt alta dizilmiş sayısı sınav kısaltmasını görünce, daha kadınlık mertebesine ermeden emekçi olduklarını düşündüğümden…

 

 

Son olarak kendi günümü kutluyorum. Bundan önceki yıllarda kendimi bu güne layık görmezdim, bir çalışan olmadığım için. Ama şimdi düşününce, her kadın bir parça emekçi. Ama az ama çok…

 

Kadınlar için daha güzel bir dünya diliyorum. Sevgiler…

 

Ünzile insan dölü
On kardeş beşi ölü
Büyüdükçe unufak
Ve gelir de görücü

İnci gibi dişi
Görücü bilir işi
Söğüdüm ağlar gider
Olur hatun kişi

Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk,hem de kadın
On ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın ünzile

Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor
Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor

Korkar durur gitmez
Köyün en son çitine
İnanır o sınırda
Dünyanın bittiğine
Ünzile insan dölü
Bilinmezlere gebe
Sırların mihnetini
Yüklenip de beline

Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
On ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile

Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor
Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor.

 

Yeni yine yeniden… umarım geçici…

5 Mar

Blogspot adreslerimize artık giremediğimiz için yeni bloglar açmaya mahkum olduk. Sorun şu ki bu yeni sistemi anlamam ve alışmam sanırım biraz zaman alacak ve zor olacak. Ancak elden şimdilik birşey gelmiyor. Bloglarıızın geri gelmesini bekleyeceğiz ve bu arada buradan da devam edeceğiz. Yazık ki tüm blog arkadaşlarım diğer tarafta kaldı. Ulaşabildiklerime ulaşmaya çalışacağım. Bu blogumda gezi yazılarım ağırlıklı olarak, günlük hayatımda yaşadığım, gördüğüm, beğendiğim şeyleri paylaşmaya devam edeceğim. Hobilerimi merak edenler için ise aşağıdaki linki tıklamanız yeterli:

 

http://tarchintasarimbyseden.wordpress.com/

>Nostaljik oyuncaklarla çocuklar gibi şendik

28 Şub

>
Ankara’ya döndüm. Topu topu 2 gün işte göz açıp kapayana kadar geçiverdi. Ama bu iki güne neler neler sığdı… Öncelikle uzun süredir gitmek istediğim “Sunay Akın Oyuncak Müzesi”. Tamam çocuklar için gitmedik. Zaten onlardan çok biz keyif aldık. Neden mi? Çünkü tam da bizim zamanımızın oyuncakları 🙂 “aaaa bundan bende de var” diye diye dolaştık müzeyi Elif ile 🙂 Hatta bende hala duran bazı oyuncaklar var 🙂 Sunay Bey ile zamanında tanıştığımızda onlardan söz etmiştim. Oyuncaklarımı seviyorum ama müzede çok daha faydalı olacaklarına inanıyorum. Bu nedenle bir dahaki İstanbul ziyaretimde oyuncakları müzeye götürmeye karar verdim 🙂

Müzede her bir camekan diğerinden hoş ama ben minyatür oyuncakların olduğu odaya resmen vuruldum. Kesinlikle herşeyin küçüğü güzel oluyor 😉 Birsürü ve bir sürü fotoğraf çektim işte onlardan bazı örnekler:


Her akşamüstü oyuncakçı
camekanından
çocuk ellerinin
izlerini
siler

Sunay Akın












>İstanbul Kaçamağı :)

25 Şub

>Bu haftasonu küçük bir İstanbul kaçamağı yapıyoruz çocuklarımla 🙂 Kankalarımızı bir görüp geleceğiz… Pazartesi’den sonra yeni fotoğraflar ve anılarla görüşmek dileğiyle… 🙂

>Trafik kazası sonucu…

13 Şub

>
Ankara’ya döndüm bugün… Sayılı gün işte çabucak geçiveriyor 🙂 Yapmak isteyip yetiştiremediğim diğer şeyler, bir sonraki Moskova yolculuğum için rafa kaldırıldı ama asla unutulmadı…

Son günler epey bir koşturmaca içinde geçti, dolayısıyla burayla pek ilgilenemedim… Şimdi özet bir toparlama yapmak istiyorum.

Çarşamba günkü Moskova Türk Kadınler Organizasyonu Toplantısından sonraki gün yeni botlarımı geçirdim ayağıma ve Noni ile buluşmak üzere yola koyuldum… Ama gelin görün ki o botların eski botlarım gibi olmadığını fark etmem sadece yarım saat sürdü. Hava her ne kadar -11 görünse de rüzgaron etkisiyle sanırım -17 civarı hissediliyordu ve inanın bana gerçekten rüzgar vardı… Çocukları okula bırakıp otobüse bindiğimde ayaklarım artık hiç hissetmiyordu. Yeni hastalıktan kalkmış olmanın yorungunluğu da cabası… Ama bunların hiçbiri beni durduramadı ve Noni ile buluşup aşağıdaki yazımda paylaştığımız yere gittik. Gerçekten harika bir yer… tabi benim gibi boyalara, renklere, hobilere aşık birisi için 🙂

Gelelim Cuma gününe… Cuma Perşembeden de soğuktu :s Yani gerçek Moskova halleri 🙂 uzun yıllardır unutmuşuz meğer… İstikamet beyaz evin arkasındaki ev tekstili satan manifatura mağazası 🙂 Önce çocukları okula bıraktım, ordan dolmuşla oktyabrskaya metro istasyonu, kresnepresnenskaya metrosundan çıkıp yürüyüş başlar. Metrodan kumaşçının yeri uzaktır sanıyordum ama o kadar değilmiş ah bir de bu soğuk olmasa 🙂 yine de 10dk yürümek lazım tabi. Beyaz evin arkasından ve büyükçe bir çocuk parkından yürüyerek keyifli ama dondurucu bir yürüyüşten sonra vardığım mağazadan beğendiklerimi alıp geri dönmek üzere çıkıyordum ki aklıma sormak geldi 🙂

Çalışan bayanlardan birisine oradan metroya araç olup olmadığını sordum, 4 numaralı otobüs dedi, mutlu mutlu durağa bir gittim ki…. Daracık yolun orta yerinde iki araba kafa kafaya toslamışlar. Tabi Moskova’da kaza olunca polis gelene kadar kimse santim hareket emez 😦 Bunun üzerine başladık beklemeye ama belli ki polisin geleceği yok. Sabit durunca daha çok üşünüyor… Geldiğim yoldan geri yürümeye karar verdim. Ama iyi de etmişim… Giderken görmediğim bazı şeyleri dönerken gördüm. Yani bazen bakar ama görmeyiz ya, ben de baktım da görmedimsanırım 🙂 Beyaz ev 1993 yılında bombalanmış, bunun ardından rejim değişikliği olmuştu. İşte bu olayın anısına yol kenarında bi,rşeyler yapmışlar. Birşeyler diyorum çünkü ben pek birşeye benzetemedim. Yani biraz sanki nasıl desem, alel acele, sırf olsun diye yapılmışlar, daha iyilerini yapabilecek sanatsal birikime ve yeteneğe sahipler oysa…

Ardından… Az önce geçtiğim parktan geçerken, karların içine gömülmüş heykelleri gördüm.

Neyse yine çok konuştum… Anlatmaktansa görmek iyidir… O soğukta fotoğraflayabildiklerim 😉













>Kırkyama-patchwork sevenlere

13 Şub

>
Mutlaka bir fark vardır, yani kırk yama ile patchwork arasında. Teknik aynı olsa da kumaşlar ve desenlerde farklılıklar var diye düşünüyorum. Ama sonuçta ben bu işin uzmanı değilim, hatta bu konu hakkında hiçbir fikrim yok 🙂 Sadece görüntülerihoşuma gidiyor ve oldukça emek isteyen bir sanat olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kesinlikle geometri ve matematik bilgisi gerekiyor 🙂 Dikiş becerisi ise temeli…

Neden girdim bu konuya o halde… Sevgili Noni Moskova’da beni bir yere götürdü. Moskova’daki son günlerim oldukça koşturmacalı geçtiği için burası ile fazla ilgilenemedim. Şimdi Ankara’dayım ve tam hız devam 😉 Noni’nin beni götürdüğü yer bir alışveriş merkezi. Küçük bir yer ama oraya bayıldım. Aslında eskiden bu alışveriş merkezinde antika pazarlarına giderdim. Yılda 2 defa falan açılır. Ama en alt katındaki mağazalar yeni açılmış. Bunlardan birisi dikiş-nakış üzerine, diğeri tam bir hobi market, boyama, mozaik, dekupaj, resim, seramik ne ararsanız malzemesi var. Keçe bile…

Üçüncüsü ise muhteşem kumaşların olduğu küçük bir mağaza. Patchwork kumaşlarından bahsediyorum. O kadar çok ve güzeller ki… Patchwork yapmadığım için birşey almadım ama aklım kumaşlarda da kalmadı değil 🙂 Moskova’da bu işle ilgilenen arkadaşlar varsa mutlaka uğrasın 😉 Ha tabi bir de yerini yazmam gerek değil mi 🙂 Metroya pek yakın değil ama Barikadnaya metro istasyonuna yakın olan Tuşinskaya meydanındaki Tuşinsky Targovy Tsentr 😉